07 Mart 2026 - Cumartesi

Yatay Şiddet: Güçsüzün Güçsüze Yönelen Öfkesi

...

Yazar - HATİCE GÜLCAN YÜKSEL
Okuma Süresi: 3 dk.
HATİCE GÜLCAN YÜKSEL

HATİCE GÜLCAN YÜKSEL

hgyuksel1974@gmail.com -
Google News

Sosyolojide yatay şiddet, benzer güç ve statüdeki bireylerin ya da grupların birbirine yönelttiği şiddet türünü ifade eder. Yani yukarıdan aşağıya değil; aynı düzlemde, aynı sınıfta, aynı mahallede, aynı iş yerinde ortaya çıkar. Bu kavram, özellikle yapısal eşitsizliklerin yoğun olduğu toplumlarda dikkat çeker. Çünkü baskının kaynağı çoğu zaman yukarıdadır; fakat öfke, çoğunlukla en yakındakine yönelir.

Yatay şiddet; fiziksel olabilir ama çoğu zaman psikolojik ve semboliktir. Dışlama, küçümseme, alay, dedikodu, linç kültürü, akran zorbalığı ve iş yerinde mobbing bunun tipik örnekleridir. Güçsüz olan, gerçek güç odağına ulaşamadığında, kendine en yakın ve en erişilebilir olana yönelir.

Günümüz Türkiye’sinde Yatay Şiddetin Nedenleri

1. Ekonomik sıkışmışlık ve rekabet kültürü
Yüksek enflasyon, işsizlik ve güvencesizlik ortamında insanlar hayatta kalma mücadelesi verirken dayanışma zayıflayabiliyor. Aynı pozisyondaki çalışanların birbirini rakip görmesi, iş yerinde mobbing ve dedikoduyu besliyor.

2. Toplumsal kutuplaşma
Siyasi ve kültürel ayrışmalar, bireyleri kamplara ayırıyor. Benzer sosyoekonomik düzeydeki insanlar bile kimlikler üzerinden çatışabiliyor. Aynı mahallede yaşayan komşular, farklı görüşleri nedeniyle birbirini ötekileştirebiliyor.

3. Dijital linç ve sosyal medya
Sosyal medya platformları, yatay şiddetin en görünür alanlarından biri hâline geldi. Benzer konumdaki bireyler, anonimlik gücüyle birbirini hedef alabiliyor. Bir paylaşım yüzünden toplu saldırıya uğrayan gençler bunun en çarpıcı örneği.

4. Toplumsal cinsiyet rolleri
Kadınların iş hayatında ya da kamusal alanda karşılaştığı bazı engeller yalnızca erkeklerden gelmiyor. Aynı konumdaki bireyler arasında da kıyasıya bir eleştiri ve yargılama kültürü oluşabiliyor. Bu da yatay şiddetin bir başka boyutu.

Somut Örnekler

  • Okullarda öğrencilerin birbirine uyguladığı akran zorbalığı.
  • Aynı iş yerindeki çalışanlar arasında sistematik dışlama ve mobbing.
  • Sosyal medyada benzer statüdeki kullanıcıların birbirini linç etmesi.
  • Mahalle ya da apartman içinde dedikodu ve hedef gösterme yoluyla dışlama.
  • Yolda sokakta insanların birbirine tahamülsüzlüğü, trafikte saygısızlıl….

Bu örneklerin ortak noktası, şiddetin yukarıdan değil, “yan yana” olandan gelmesidir.

 

 

Asıl Mesele: Yapısal Baskının Yansıması

Yatay şiddeti yalnızca bireysel ahlak sorunu olarak görmek eksiktir. Çoğu zaman yukarıdan gelen ekonomik, siyasal ya da kültürel baskı, aşağıda birbirine yönelen gerilim olarak ortaya çıkar. İnsanlar sistemle mücadele edemediklerinde, birbirleriyle mücadele etmeye başlar.

Oysa dayanışma kültürü güçlendikçe yatay şiddet zayıflar. Benzer sorunları yaşayan bireyler birbirini rakip değil, yol arkadaşı olarak görmeye başladığında toplumsal bağ güçlenir.

Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey, öfkenin yönünü değiştirmek değil; öfkenin nedenini doğru okumaktır. Çünkü aynı gemide olanların birbirini batırmaya çalışması, gemiyi kurtarmaz.

 

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.