02 Ocak 2026 - Cuma

Türk Dil Kurumu 2025 yılının kavramı için oylama yaptı ve 2025 yılının

...

Yazar - HATİCE GÜLCAN YÜKSEL
Okuma Süresi: 4 dk.
HATİCE GÜLCAN YÜKSEL

HATİCE GÜLCAN YÜKSEL

hgyuksel1974@gmail.com -
Google News

 

TDK ya göre “dijital vicdan”ın  anlamı: İnsanlar çoğu zaman gerçek hayatta sorumluluk almadıkları ya da almak istemedikleri konularda, sosyal medyada bir paylaşım ya da beğeniyle ‘vicdanlarını rahatlatma’ eğilimine girmektedir. Bu durum, bireysel duyarlılığı pasifize ederek vicdanı ‘tıklanabilir bir işlem’e indirgemektedir. Beğeni, paylaşım ve yorum yapan bireyler bir ‘tıklama’ aracılığıyla insani görevlerini yerine getirdiğini hissetmektedir. Merhamet ve insaf duygusunu ise sembolik görünürlükle sınırlamaktadır. Bu nedenle ‘dijital vicdan’ kavramı, çağımızda vicdanın dijital ortamda aldığı bu yeni, çoğu zaman yanıltıcı işlevi anlatan gerekli bir kavram olarak dilimizde yerini almalıdır.

 

2025’e geldiğimizde artık şunu net biçimde görüyoruz: Teknoloji ilerledi, hızlandı, hayatın merkezine yerleşti. Ancak bu ilerleme bize yeni bir soru bıraktı: Bu kadar dijitalleşirken vicdanımız nerede duruyor? İşte tam bu nedenle 2025 yılının kavramı“dijital vicdan”olmuş dur.

Dijital dünya, insanı sorumluluktan uzaklaştıran bir konfor alanı sundu. Bir tuşla konuşuyor, bir tıkla hüküm veriyoruz. Yüz yüze söylenemeyecek sözler ekranda kolayca yazılıyor, gerçekliği teyit edilmemiş bilgiler saniyeler içinde binlerce kişiye ulaşıyor. Bu hız çağında en çok kaybolan şey ise durup düşünme refleksi oldu. Dijital vicdan, tam da bu refleksi yeniden hatırlatıyor.

Bir paylaşım yapmadan önce “doğru mu?”, bir yorum yazmadan önce “adil mi?”, bir görüntüyü yaymadan önce “zarar verir mi?” diye sormak… Bunlar artık sadece bireysel ahlak soruları değil, toplumsal sorumluluk alanına giriyor. Çünkü dijitalde yapılan her hata, gerçek hayatta karşılık buluyor. İtibarlar yıkılıyor, insanlar hedef hâline geliyor, yanlış bilgiler kitleleri yönlendirebiliyor. Dijital vicdan, görünmeyen ama etkisi çok güçlü olan bu sonuçları hesaba katabilmektir.

2025’te yapay zekâ hayatımızın ayrılmaz bir parçası hâline geldi. Metinler yazıyor, görüntüler üretiyor, karar süreçlerine dahil oluyor. Ancak ne kadar gelişmiş olursa olsun, yapay zekânın vicdanı yok. Onu ahlaklı ya da tehlikeli yapan, kullanan insanın niyeti. Dijital vicdan, teknolojiyi sınırsız bir güç olarak değil; insani değerlerle sınırlandırılması gereken bir araç olarak görmektir.

Bir diğer önemli mesele de sessizlik. Dijital çağda sadece yazdıklarımızdan değil, sustuklarımızdan da sorumluyuz. Nefret dili karşısında susmak, yanlış bilgiye göz yummak, mahremiyet ihlalini görmezden gelmek… Bunların hepsi dijital vicdansızlığın sessiz biçimleridir. 2025’in dünyasında vicdan, bazen konuşmak kadar, doğru yerde susmamayı da gerektiriyor.

Sonuç olarak dijital vicdan, teknolojiye karşı olmak değildir. Aksine, teknolojiyi insan onurunu, adaleti ve merhameti koruyarak kullanma iradesidir. Asıl mesele daha akıllı cihazlar değil, daha bilinçli insanlar yetiştirebilmek. Çünkü dijital çağda insan kalabilmenin tek yolu, vicdanı çevrimdışı bırakmamaktır.

Eğer 2026’te bu kavramı ciddiye alabilirsek, dijital dünya sadece hızlı değil; aynı zamanda daha adil, daha güvenli ve daha insani bir yer olabilir. Aksi hâlde çok şey bilen ama ne yaptığını sorgulamayan bir toplum olma riskini taşırız. Ve bu, teknolojinin değil, vicdanın iflasıdır.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.