Yılbaşı Işıltısının Ardındaki Karanlık
...

Ramazan BÜLGEN
ramazanbulgen33@gmail.com -Sokaklar renkleniyor… vitrinler süsleniyor… ekranlarda geri sayımlar, kampanyalar, “milyonluk hayaller” dönüp duruyor… İnsanlar bir akşamlık eğlence için koşuşturuyor. Ama bütün bu kalabalığın içinde kimse kendine şu soruyu sormuyor:
“Ben neyi, kimi, hangi kültürü kutluyorum?”
Müslüman bir toplumun çocuklarına Noel ağacı süsletmesi, milyonlarca insanın “şans” adı altında kumara yönlendirilmesi, içkinin, eğlencenin, savrulmanın meşrulaştırılması… Bunların hangisi bizim değerlerimizle bağdaşır?
Milli Piyango: Umudu Şansla Satarak Çalan Tuzaktır.
Her yıl aynı sahne…
“Bir bilet al, belki hayatın değişir…”
Evet, değişir.
Ama çoğu zaman kuruşu kuruşuna kaybederek, belki de gönlündeki tevekkülü zedeleyerek değişir.
Kumarın küçüğü büyüğü yoktur; adı ister piyango olsun ister çekiliş… Mesele, insanın rızkını Allah’ın takdirinden değil şanstan beklemesidir.
Bir Müslüman bilir ki rızık kapıları kapı kapı dolaşılmaz; Rızkı veren Allah’tır, piyango değil.
Yılbaşı: Bizim Bayramımız Değil
Bazıları diyor ki:
“Ne var canım, yeni yılı kutlamak günah mı? Eğleniyoruz işte…”
Hayır, mesele eğlenmek değil.
Mesele kime benzemeye çalıştığımızdır.
Yılbaşı kutlaması bir kültürdür; kökleri Batı’dadır, Noel geleneğine dayanır, Hristiyan sembolleriyle şekillenmiştir. Bir Müslüman, kendi kimliğini bırakıp başka bir inancın ritüelleriyle eğlenmeye başladığında, aslında farkında olmadan kendini silikleştirir.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) boşuna uyarmadı:
“Kim bir kavme benzerse, onlardan olur.”
Bu söz, sadece dış görünüşle alakalı değildir; düşünceyi, yönelişi, kalbi, aidiyeti anlatır.
Bugün bir Müslüman’ın Noel ağacı süslemesi, çam ışıkları yakması, Noel Baba figürü kullanması; kendi kültürünü, kendi değerini inkâr etmenin modern bir biçimidir.
Kültür Erozyonu En Sessiz Yıkımdır
Toplumun inancı bazen yıkılarak değil, yavaşça aşındırılarak yok edilir.
Bir gece eğlencesi, bir yıl kutlaması derken, çocuklarımızın hafızasından Muharrem silinir; Mevlid Kandili silinir; Miraç’ın nuru silinir; yerine Noel ritüelleri, Batı eğlence kültürü yerleşir.
Bugün bazı ailelerin evlerinde noel ağacı var ama aynı evde Ramazan ayına hazırlık yok.
Bir gecelik coşku var ama Kur’an’ın heyecanı yok.
Işık saçan süsler var ama kalpleri aydınlatacak bir tesbih yok.
Bu nasıl bir savruluştur?
Asıl Kayıp: Kimliğini Kaybeden Müslümandır
Yılbaşı gecesi birçok insan içkiyi meşrulaştırıyor, haramı normalleştiriyor, kumarı şans oyunu diye paketliyor.
Bütün bunlar olurken şeytan sadece izlemiyor…
Çünkü o çok iyi bilir ki, bir insanın imanını çalmanın en kolay yolu, önce kültürünü çalmaktır.
Bugün yılbaşı kutlamalarını masum gösterenler, farkında olmadan kimlik kaybına kapı aralıyorlar.
Müslüman’ın takvimi bellidir.
Bayramı bellidir.
Sevindiği gün bellidir, yas tuttuğu gün bellidir.
Ölçüsü vahiyden gelir; reklam panolarından değil.
Müslümanın Yılı: Takvasıyla Başlar
Bizim için yeni yıl, hicri takvimdir; yani Allah’ın takdiriyle belirlenen bir düzenin parçasıdır.
Bir Müslüman, bir yılı ibadetle karşılamazsa; yeni bir başlangıcı dua ile açmazsa; geleceğini eğlenceye, içkiye, şansa teslim ederse… o yeni yıldan hayır umabilir mi?
Son Söz
Bugün bizden istenen; kimliksiz, köksüz, kendi kültürüne yabancı bir nesil olmamızdır.
Ama biz, Allah’ın bize verdiği değerle dimdik durmak zorundayız.
Bir gece uğruna kaybedilecek çok şey var:
İnanç, istikamet, kimlik, çocuklarımızın hafızası…
O hâlde soralım kendimize:
Bu yolda yürürken kime benziyorum?
Kime öykünüyorum?
Ve en önemlisi… Allah benden razı mı?

