19 Şubat 2026 - Perşembe

Ey Şehr-i Ramazan, Bizi Kendimizle Yüzleştir

...

Yazar - Ramazan BÜLGEN
Okuma Süresi: 3 dk.
Ramazan BÜLGEN

Ramazan BÜLGEN

ramazanbulgen33@gmail.com -
Google News

 

Ramazan geldi.
Ama bu geliş, bir ayın takvimde yer değiştirmesi gibi değil. Daha ağır, daha derin, daha sessiz. Şehr-i Ramazan her yıl olduğu gibi kapımızı çalıyor; fakat asıl kapıyı kalbimizin içinde arıyor.

Biz Ramazan’ı çoğu zaman sofralarla karşılarız. Sahur saatleri, iftar telaşları, kalabalık masalar… Açlığı sayar, susuzluğu konuşuruz. Oysa Ramazan, açlıktan çok ölçü öğretir. Yemekten önce vazgeçmeyi, almadan önce durmayı, konuşmadan önce düşünmeyi öğretir.

Ey Şehr-i Ramazan…
Sen mideye değil, iradeye gelirsin.
İnsana her istediğini yapamayacağını hatırlatırsın.
Her gördüğüne bakamayacağını,
her düşündüğünü söyleyemeyeceğini,
her kızdığında kırmaması gerektiğini fısıldarsın.

Asıl açlık sofrada değildir; ahlâktadır.
Asıl susuzluk dudaklarda değil, vicdandadır.

Bu yüzden sen geldiğinde herkes rahat edemez.
Oruçlu olduğu hâlde öfkesine hâkim olamayanlar,
susuz olduğu hâlde başkasının onurunu zedeleyenler,
aç olduğu hâlde kul hakkını hafife alanlar…

Seninle yüzleşmek zorunda kalır.

Ramazan, insanı başkalarıyla değil; kendisiyle karşı karşıya getirir.
Bu ay kimseye “Kaç gün oruç tuttun?” diye sormaz.
Şu soruyu sorar:
“Bu ay seni ne kadar değiştirdi?”

Eğer Ramazan geçiyor ama dil hâlâ kırıcıysa,
öfke hâlâ hızlıysa,
merhamet hâlâ erteleniyorsa,
zulüm sıradan, adalet pahalı geliyorsa…

O zaman durup düşünmek gerekir.
Belki de Ramazan gelmiştir ama biz hâlâ dışarıdayızdır.

Ey Şehr-i Ramazan…
Sen sadece ibadetlerin arttığı bir zaman dilimi değilsin.
Sen, alışkanlıkları bozan bir ikazsın.
Normal sandıklarımızı sorgulatan bir duraksın.
Hızla akıp giden hayata, “Bir dakika” diyen bir çağrısın.

Sahur, seninle sadece yemek değildir.
Sahur; insanın kendine verdiği sözdür:
“Bugün daha dikkatli bir insan olacağım.”

İftar, seninle sadece açlığın bitmesi değildir.
İftar; şükrün hatırlanması, paylaşmanın yeniden öğrenilmesidir.
Tok yatıp başkasını unutmamayı öğretirsin.

Ey Şehr-i Ramazan…
Sen herkese gelirsin ama herkesi içine almazsın.
Sen;
değişmeye razı olanları,
vazgeçebilenleri,
kalbini hafifletmeye cesaret edenleri alırsın.

Ve sonra gidersin…
Ama bazı insanları geride başka biri olarak bırakırsın.

Asıl mesele de budur:
Sen gidince biz de eski hâlimize mi döneriz,
yoksa biraz daha insan olarak mı kalırız?

Ey Şehr-i Ramazan…
Bu yıl da geldin.
Bari bu kez bizi de alıp götür.
Sadece günlerimizi değil, kalplerimizi de değiştir.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.